14 Temmuz 2011 günü Silvan-Kulp kırsalında, 13 askerimizin şehit edilmesi olayının arkasından gazete manşetlerinde, terörle mücadele çerçevesinde iç güvenlikte polisin kullanılacağına ilişkin haberler yoğunluk kazanmaya başladı.
Kaçıncıdır bilinmez ama bir kere daha bıçağın kemiğe dayandığı 14 Temmuz olayının hemen arkasından, dergimizin Ağustos sayısında yayınlanmak üzere kaleme aldığım “PKK sorunu üzerine” başlıklı yazımda, olayın analizi ile birlikte mevcut terörle mücadele konseptimizin gözden geçirilmesine işaret eden değerlendirmelerde bulunmuştum. Dolayısıyla gerilla taktiği uygulayan terör örgütüyle nizami birliklerle mücadele etmedeki nafile ısrarın sebep olduğu kayıplara vurgu yapmıştım.
Süreç içerisinde, PKK ile mücadelede polise görev verileceği, bunun için kapsamlı bir hazırlık içerisinde bulunulduğu, Polis Özel Harekatının bu maksatla kadro ve eğitimine ağırlık
verildiği yönünde çıkan haberler, yeni bir tartışma ortamınıda beraberinde getirdi.
Hemen şurasını belirtmek gerekir ki PKK ile mücadelede polisin kullanılacağı haberlerinde, detaylara ilişkin resmi bir açıklama yok. Askerin tamamen çekileceğini yerini polisin dolduracağını söyleyen de yok. Buna rağmen dereyi görmeden paçaları sıvama misali, polise muhalefet aldı başını gidiyor.
Bu tartışma atmosferi içerisinde, bir gazetenin köşe yazarının PKK ile mücadelede polisin kullanılmasına ilişkin muhalefet yazısı oldukça ilginç. Yazının “Reina kapısında promil üfl etmeye benzemez” şeklindeki başlığı ise daha da ilginç. Bilindiği gibi Reina, İstanbul’da adı öne çıkmış eğlence yerlerinden biridir. Buralarda alkol aldıktan sonra araba kullanmak isteyenlerin hiç sevmedikleri şey, karşılarında trafik polisi görmeleri ve promil test cihazına üflemeleridir. Yazıya böyle bir başlığın seçilmesi, daha başka nasıl yorumlanabilir bilemiyorum. Yazının içeriğine baktığımızda;
“Cahillik demeye dilim varmıyor ama askerin yerine polisi koymaya kalkışmak böyle bi durumdur.” Dedikten sonra, polislerin, atış poligonunda tabanca ile poz verdiklerini, güneş gözlüğü ile nöbet tuttuklarını, röportaj veren polis amirinin- yılan yemediklerini belirterek- hayatı idame kursu alan subay ve astsubaylarla hafi f yollu kafa bulduğunu, beş aylık eğitim süresinde ancak kereviz yetişeceğini, Van’da bir hırsızlık ihbarı adresine giden polis ekibininçapraz ateşe düşerek, takır takır tarandığını sıralayıp dururken, PKK için de şunları söylüyor.
“Karayılan 57 yaşında, dağdaki bitkileri öğrenmeye çalışan polislerimiz henüz doğmadan çöreklenmişti o dağlara” ve devam ediyor “Karşındaki dünyanın en vahşi terör örgütü, saygı duymayacaksın ama…Ciddiye alacaksın. Silahla olmaz, yok illa silahla diyorsan… polisle hiç olmaz. Kırsalı yuva belleyip kendine gerilla diyenle mücadeleyi silahlı kuvvetler dışında hiçbir kuvvet yapamaz.” Bu ifadeler karşısında şaşırmamak mümkün değil. Sanki 27 yıldan bu yana PKK ile kırsalda polis mücadele ediyor.
PKK ile mücadelede polise görev verilmesi ile ilgili tartışmanın diğer bir boyutunda,Genelkurmay Eski Başkanı Emekli Orgeneral İlker BAŞBUĞ var. Basına yaptığı açıklamada; “PKK ile diğer terör örgütlerini karıştırmamak lazım. Dağlık arazideki terörle mücadeleyi asker dışında hiçbir kuvvet yapamaz. Polisin dağa çıkması komik olur. PKK ile mücadelenin nasıl yapılacağını saptamak için örgütün yapısına, nasıl örgütlendiğine ve terör eylemlerini hangi alanlarda icra ettiğine bakılması lazım.” diyen Genelkurmay Eski Başkanına sormak gerekiyor. Biz 27 senedir nereye bakıyoruz?
İlgili, ilgisiz bilen yada bilmeyen herkes tartışadursun. Tarih, 17 Ağustos 2011. Bu kez acı haber Çukurca’dan. Yine nizami bir askeri konvoy, yine hain bir pusu ve 12 şehit! Durmak, dinlenmek bilmiyor... Devam ediyor. 28 Ağustos 2011 tarihinde Şemdinli’de, PKK’lı teröristlerin yola mayın döşemesi sonucu 3 askerimiz şehit! Bayrama 2 gün kala 3 evin daha ocağına ateş düşüyor. 14 Temmuz’dan bu yana kaç şehit oldu sayıyor muyuz?
Ulusal birlik ve ülke bütünlüğümüze yönelmiş, terörü de aşan, fi ili saldırı durumundaki PKK tehdidine karşı, gereksiz asker-polis tartışmalarını bir kenara bırakarak topyekün mücadele içinde olma zorunluluğumuzu artık anlamalıyız.Bir ülkeye verilebilecek en büyük zararlardan biri de devletin kurumlarını karşı karşıya getirmeye çalışmak, kurumların yıpratılmasında gereken duyarlılığı göstermemek, onları hafi fe almak ve birbirlerine alternatif güç gibi göstermeye çalışmaktır. Doğruyu bulma adına her türlü tartışmanın yararlı olacağı muhakkaktır. Ancak, kontrolsüz ve ifadeleri doğru seçilmemiş tartışmaların da her türlü istismara açık olarak yukarıdaki zararlara sebep olacağına şüphe yoktur.
Askerin kırsal alandan çekilerek, yerine tamamen polisin geçeceği asla söz konusu olamaz. Buna karşılık, mücadele konusunda belirli bir eğitim düzeyine sahip, nizami emir komuta zinciri içersinde hareket eden, bir süre sonra terhis olacak askerle de bu mücadelenin başarılı olamayacağı defalarca görülmüştür.
Sonuç itibariyle, tekrar edecek olursak, kırsal alanda vurkaç şeklinde gerilla taktiği uygulayan gruplara karşı özel olarak eğitilmiş ve donatılmış inisiyatif kullanabilen operasyon birliklerinin devreye sokulması gereklidir. Burada görevlinin, asker ya da polis olması değil mücadele taktik ve stratejisini bilmesi önemlidir. Silahlı kuvvetlerin, nizami birliklerinin ise destek ve alan savunmasını sağlayacak şekilde konuşlandırılması gerekir. Özel operasyon gruplarındaki görevliler asker ise, bu ne teskeresine 3 gün kalan er, polis ise ne de Reina kapısında promil üfl eten polistir. Bilinmelidir ki polisin de askerin de idari ve destek görev birimleri vardır. Aslında promil üfleten polisin trafik k terörüyle mücadele içinde olduğunu hatırdan çıkarmamalıyız.
Polis Özel Harekatının, PKK ile sürdürülecek mücadeleye katılmasında, kimsenin endişesi olmamalıdır. Bugün Emniyet Teşkilatı oldukça yetkin, geniş imkan ve kabiliyeti olan bir özel harekat gücüne sahiptir. Bu güç, mutlaka değerlendirmelidir. Her ne şekilde olursa olsun mücadelenin, hukukun içinde kalınarak yürütülmesi asıldır. Ancak hukuk, hakkı korumuyorsa, o hukuk değildir.
Mustafa AYDIN
(E) 1. Sınıf Emniyet Müdürü
YorumlarToplam 3 yorum mevcut
muhammet 2 ay önce yorumlandı
sorunun emniyet yada silahlı kuvvetlerin meselesi olduğunu düşünmüyorum, pkk ile mücadele arazi ile sınırlı da değil, top yekun, meclis, anayasa, kanun, tüzük ve yönetmelikler, sabit bir devlet politikası ve devlet duruşu gerekli... şu durumda amerika birleşik devletleri özel kuvvetleri bile pkk sorununa çözüm olacak durumda değill.
adan 2 ay önce yorumlandı
hırsız icerdeyse...
mehmet 9 ay önce yorumlandı
eski tem polisi abilerimiz de şimdi hep alakasız birimlerde ?