24 Mayıs 2012 Perşembe

Aklın kalbe attığı yeni format..

Kalp düşünürken akıl hissedebilir mi? Beynimizin tamamını kulanmak mümkün mü? Beynimizi daha verimli kullanmak için neler yapmalıyız?

31 Aralık 2011 Cumartesi 11:10
Aklın kalbe attığı yeni format..

Zehra Tuelna'nın kitap kritiği

diyor Yankı Yazgan son kitabında...  

Kalbin çarpıntısı, heyecanlandığımızdaki hislerimizi yansıtır.
Kalp ,geleneksel olarak duyguların sembolüdür.
Beyin ise akıl, mantık,kendini kontrol etme becerileriyle eşleştirilir.
Oysa duyguların da düşüncelerin de anavatanı beynimizdir.....
 
Güncel beyin bilgisi

İnsan beyninin işleyişiyle ilgili en son cevaplar hala verilmiş değil ancak,
eldeki bilgilerden anladığımız kadarıyla insan beyni devamlı işleyip gelişiyor. Sınırları iyi çizilmiş bir
çerçeve içerisinde hareket etmekle birlikte, beyin kişisel yönelimler doğrultusunda gelişir.

Hepimiz aşağı yukarı aynı beyne sahip olmakla birlikte onu kullanış biçimimiz açısından farklılaşırız.
Örneğin, Türkçe okuyup yazan herkes, hepimiz, Türkçe alfabenin 29 harfini kullanırız.
Ancak kimimiz bu harflerle Nobel Ödülü kazanan romanlar yazar, kimimizse iki lafı bir araya getiremez. Haset eder.
 
En beylik soru:

Beynimizi nasıl daha iyi kullanabiliriz?

Burada sorun, var olan bir yetiyi  nasıl verimli kullanabileceğimiz..
Zaman zaman dergilerde, gazetelerde beynimizin sadece yüzde onunu kullanabildiğimize dair üzüntülü tonda, ''vah vah'' haberleri çıkar. Beynimizin yüzde yüzünü kullanmamız zaten mümkün değildir.

Nasıl ki vücudumuzun her zaman tamamını kullanmayız, örneğin otururken bacaklarımızı kullanamayız, beynimiz içinde aşağı yukarı durum böyledir. Dolayısıyla beynin her an her bölümünü kullanamayız, severken yüzde onunu, sağa sola bakarken bir başka yüzde onunu kullanırız.

Kullandığımız kısımlar için verimlilik, zamanı iyi kullanma becerimizle, sıkıntıya ve zahmete katlanabilme özelliklerimizi geliştirmemizle sağlanabilir. Bu ise,yaşadıklarımızı farkettiğimiz, hayatımıza konsantre olduğumuz ölçüde mümkündür.

Beyin yavaş yavaş ısınan bi sistemdir, duruma intikal etmesi bazen zaman alabilir.
Ona gerekli zamanı tanıdığımızda ise genellikle sonuç alırız.

Sezgiler

İlk görüş, ilk izlenim önemli; sezgilerimizden sorulur bu durum.

Sezgilerimiz, başlangıçta, bizi tehlikeden ve riskten korumak üzere gelişmiş sistemlerdir.
Beynimizde tehlike saptamaya yönelik sezgisel bir mekanizma, en eski ve köklü ''kurumlardan'' birisi.
Bu mekanizma, bazen bir görüntü, bazen bir ses tonu, bazen de bir yüz ifadesiyle harekete geçer ve karşımızdakinin bizim için tehlikeli olabileceği duygusuna kapılabiliriz.

Bazen yanlış alarm da verebilir. Örneğin ''Seni baştan hiç sevmemiştim, ama sonradan çok iyi bir insan olduğunu anladım,'' dediğimiz durumlarda olduğu gibi.

Klasik tanımla ''mantık'', sezgilerimizin verebildiği yanlış alarmı önlemek maksadıyla, bu noktada devreye giren sistemdir. Aslında mantık adına yapacağımız ''durup biraz düşünmek'' kadar basit bir iştir.

Mantık, doğrudan psikolojik bir kavram olmamakla birlikte, ''olan bitenler arasındaki tutarlılığı anlamamızı sağlayan kabiliyetimiz'' olarak tanımlanabilir.

Empati eksikliği ve şiddet

Türkiye'nin içinde bulunduğu şiddet temelli ruhsal durumu çok tehlikeli görünüyor.

Toplumun temel parçaları arasındaki kopukluğu ve birbiriyle ilişkiyi koparmaya yönelik eğilimleri
körükleyen şiddet. İki yöne doğru çekilme, neden olduğunu bilmeden birbirinden hoşlanmama,
insanları ötekinin tam olarak nasıl düşündüğünü bile bilmeden o insanı öldürmeye kadar götürüyor.

Muhtemelen burada, başka birinin halinden anlamamanın,başka birinin derdine kulak vermeyi
unutmanın rolü var. Müthiş bir hoşgörüsüzlük var, en ufak hataya karşı acımasızlık.
 
Eski model beyin, yeni model hayat

Otuz bin yıllık bir beyin sistemimiz var. Hem eski model, hem de kendini yenileme
kapasitesine sahip bir sistem. Zamana ayak uyduruyoruz ancak, günümüzde zamanın
inanılmaz bir biçimde hızlandığı görünüyor. Devamlı bir yetişme gayreti içindeyiz.

Beynimiz bu hıza ayak uydurmakta zorlanıyor. Zaten, psikiyatri ve psikolojinin karşı sıra
Dalay Lama'dan Ferrarisini satan adama kadar uzatılabilecek modern zaman gurularının da
aralarında bulunduğu geniş bir kitle bu gündelik hıza yetişme yorgunlumuza deva bulmaya çalışmakta.

Beynimiz kendini yenileyerek yeni durumlara ayak uydurabilir, ancak bunun için ona (beyne)
zaman tanımalıyız. Bu zamanı tanımak için, durup biraz düşünmekte fayda var...

(Haber7)

Haber Kaynağı : Haber7.com

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

    YAZARLAR Tümü

    GAZETE MANŞETLERİ

    ANKET Sonuçlar Tümü

    ?Cumhurbaşkanımıza sorulmasını istediğiniz konu ne olmalı ?

    SENDE YAZ

    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    ARŞİV